Soru Sor...!

CEVAP » Genel

Diyabetle barışık yaşamak hayatınızı kolaylaştırır

(2 posts)
  1. aysun


    Diyabette tedavinin amacı, kan şekeri düzeyini normal sınırlarda tutarak diyabetin seyrinde gelişebilecek bozuklukları (komplikasyonlar) önlemek veya geciktirmek; böylece diyabetli bireyin yaşam süresini ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Diyabette bu amaca yönelik tedavi,

    1- Diyet ile,

    2- Diyet ve ağızdan alınacak anti diyabetik (OAD) ilaçlar ile,

    3- Diyet ve insülin tedavisi ile,

    4- Egzersiz ile sağlanabilmektedir.

    Diyabetik olduğunuzu öğrendiğinizde buna inanmanız ve kabullenmenizin zor olduğunu biliyoruz. Böylece başınıza çok üzücü bir olayın geldiğini düşünerek, “Niçin ben ?” sorusunu sormuş olabilirsiniz. Diyabetle birlikte yaşamaya alışmanız bazen uzun bir zaman alabilir ancak diyabet konusundaki bilgileriniz arttıkça yaşamınızda bazı değişikliklerin gerekli olduğunu göreceksiniz

    7 years once
  2. aysun


    Beslenmek amacıyla yediğimiz yiyeceklerin çoğu vücudumuzda parçalanarak kan şekerini oluşturan glikoza dönüşür. Glikoz vücut hücrelerinin en önemli enerji kaynağıdır, ancak organizmanın glikozu kullanabilmesi için insülin gerekmektedir. İnsülin vücudumuzda pankreas adı verilen bez tarafından salgılanan bir hormondur. Bu hormon sayesinde hücre duvarına gelen glikozun hücre içine alınması sağlanır.

    Sağlıklı kişilerde pankreastan salgılanan insülin miktarı, glikozun hücreye girerek kullanılmasını dolayısıyla kan şekerinin normal sınırlarda (80-120 mg/dl) kalmasını sağlayacak düzeydedir. Diyabetiklerde ise insülin hormonunun yokluğu veya çok az salgılanması (genellikle çocuklarda ve gençlerde görülen Tip 1 şeker hastalığı) ya da salgılanan insüline karşı hücrelerde bir direnç olması nedeniyle göreceli bir insülin yetersizliği (genellikle erişkinlerde ve yaşlılarda görülen Tip 2 şeker hastalığı) söz konusudur.

    Bunların sonucunda yiyeceklerle alınan glikoz, hücreler tarafından kullanılamamakta ve kandaki şeker miktarı artmaktadır (Hiperglisemi).

    Kan şekeri belli bir düzeyi (180 mg/dl) aşınca idrara şeker geçer (glikozüri) ve idrardaki miktarına göre (+), (++), (+++) olarak değerlendirilir. İdrardaki şeker miktarının artması ile sık idrara çıkma (poliüri) ve aşırı susama ve çok”su içme (polidipsi) görülür.

    İnsülin yetersizliğinde veya yokluğunda hücreler glikozu kullanamaz-, böylece oluşan enerji açığı vücuttaki yağlar ve proteinlerden sağlanır. Bunun sonucu olarak diyabetli birey hem zayıflar hem de idrarda keton cisimleri (aseton) belirir.

    Kan şekerinin kontrol altına alınamaması hem büyük ve orta çaptaki arterlerde bozukluklar (arteriyoskleroz, ateroskleroz), hem de kapillerler gibi küçük damarlarda diyabete özgü değişiklikler (mikroanjiyopati) ortaya çıkarır veya bunları şiddetlendirir. Bunlar gözde (retinopati), böbreklerde (nefropati), merkezi ve periferik sinir sisteminde (nöropati) ve deride (dermopati) görülmektedir.

    7 years once